Şu an Versace’nin önünde oturmuş bu satırları yazıyorum. Her
yerden parfüm kokuları geliyor... Duty free dediğin şey içtiğimiz alkol ile
süründüğümüz alkolün (bkz. Parfüm) birbirine karıştığı bir aldatmacadan
ibaretmiş...
Yanımdaki amca alamanca bir çengel bulmaca çözüyor. Az
ötedeki Rihanna teyze çocuklarını bavul iteklediğimiz araca oturtmuş
sürüklüyor. Arap şeyhi tipli amcalar kahvelerini yudumlarken, rengarenk
elbiseli, saçlarına dev bişiler bağlamış ev terliğiyle gezen teyzeler yanımdan
terliklerini sürüye sürüye geçiyorlar. Ben de ağzım açık insanlara bakıyorum.
Buraya kadar iyi idare ettim. Beklediğim kezbanlıkları çok
da olsa sergilemedim. İç hatlardan dış hatlara tabelaları takip ederek
kaybolmadan geldim (tamam yea aslında o kadar da öküz değilim). Delta
kontuarını buldum. Check in’imi online yaptırdığım için büssürü insanın önüne
geçtim. Sonra bi bayan gelip “bavulunuz size mi ait?” dedi. “Yok annene.” diyecektim
ki, “evet?” dedim. “Siz mi hazırladınız?” dedi. “Yok annem.” diyecektim ki “e
evet?” dedim. “İçindekilerin tamamı size mi ait?” dedi. “Yok annene.” diyecektim
ki “e evet bana ait” dedim. “İçinde silah, delici, kesici alet var mı?” dedi...
anneyle bağdaştıramadım tabi. “Walla törpüm var ama onla da kimseyi öldürmeyi
planlamıyorum.” dedim. Sonra eki eki dedik. Bişiler yapıştırdı bavuluma. Sonra
ben o gazla, haydi eyvallah dedim gittim. “Hanfendi boarding pass’iniz!!”... “hee
di mi öyle de bişi vardı J”
dedim ve kontuara doğru geri döndüm... “hanfendi bavulunuuuz?”... “aa dimi
bavulumu da alsam iyi olur aslında...”
Evet böyle bir check in macerasından sonra duty free
alanında halka karıştım. D&R’dan
kendime bir adet Uykusuz da almayı ihmal etmedim. Oh okur okur gülerim.
O zaman bir dahaki sefere inşallah varmış olurum dimi? Olurum
heralde ya... dur bakalım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder